Günümüz Türkçe’sinde dilimize artık deyim olarak yerleşmiş, 24. Osmanlı padişahı I. Mahmut‘un sözleri hikayesini işleyelim istedik. Hikaye dilden dile farklılaşmış olabilir ama hikayenin sonucu, verdiği mesajı hiç değişmemiş. Ben de bildiğim hikayeyi burada paylaşacağım.

I. Mahmut tebdili kıyafet ile halkın arasına çarşıya iner. Tebdili kıyafet dediğimiz halkın günlük hayatta kullandığı giyim tarzıdır. Tabi o zamanlar her evde televizyon, telefon, olmadığı için, fotoğraf makinesi icat olmadığı için I. Mahmut‘un siması halk tarafından bilinmemektedir. Bilen bir iki kişi çıksa bile saray personeli olmadığınız takdirde sürekli gördüğünüz bir yüz olmadığından, padişah olduğu ihtimalini vermezler.

I. Mahmut çarşıda halkın arasına karışınca işitir. Tıkandı Baba, çay getir, Tıkandı Baba çay götür. I. Mahmut‘un dikkatini çeker. Altına da bir iskemle çeker. Babanın kolundan çeker ve sorar. Hele anlat bakalım, neden sana Tıkandı Baba derler? Tıkandı Baba’nın canı sıkkın, uzun mesele evlat, boş ver der, işine dönmek ister. I. Mahmut ısrar eder. Tıkandı Baba başlar derdini anlatmaya.

Bir gece rüyamda bir şadırvan gördüm. Herkesin musluğu şarıl şarıl akıyor. Benim musluğum sicim gibi akıyor. İçimden “benim musluğum da onların ki gibi aksın” dedim. Eğildim baktım, musluğun ucuna odun parçası takılmış, tıkamış. Ben de etraftan bir çubuk buldum, soktum musluğun ucuna. Ben oynadıkça odun daha da ilerilere gitti. Sicim gibi akan su, damlaya damlaya akmaya başladı. Neyse dedim eskisi gibi aksında, daha fazlasını istemiyorum dedim. Ben musluğu açmaya çabaladıkça, musluk hiç akmamaya başladı. Tamamen tıkandı. Musluğu açmaya çalışmaya devam ederken biri kalktı, Tıkandı Baba, tıkandı, uğraşma artık dedi. O gün bu gündür adım Tıkandı Baba’ya çıktı. Hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi burada çaycılık, yapıp geçinmeye çalışıyorum.

Anlatılanlar I. Mahmut‘un ilgisini çeker. Saraya döndükten sonra adamlarına emreder. Tez Tıkandı Baba’ya bir baklava, her dilimin altına da bir altın koyup hediye edin. Hediye ettikten sonra uzaktan takip edin bakalım ne yapacak. Adamları tamam der. Herşey hazırlanır. Tıkandı Baba’ya baklava teslim edilir. Bu ne onur, sultanımızdan hediye gelmiş bana diye sevinir. Teşekkürlerini belirtir. I. Mahmut‘un adamları Tıkandı Baba’yı uzaktan takip etmeye başlarlar. Tıkandı Baba tatlıyı alır evine doğru giderken der içinden, bu baklavayı yiyeceğime, satayım da borçlarımı ödeyeyim bari. İner meydana ve baklavasını üç beş kuruşa satar.

I. Mahmut‘un adamları vaziyeti sultana anlatır. I. Mahmut bir kere daha şansını denemek ister. Tez Tıkandı Baba’ya bir hindi, hindinin içini de altınla doldurup gönderin. Yine aynı şekilde takip edip bana haber edin der. Adamları hindiyi teslim eder. Tıkandı Baba yine sevinir. Teşekkürlerini iletir. Adamları uzaktan yine takip etmeye başlar. Tıkandı Baba evine doğru giderken der yine içinden, ben bu hindiyi satayım eve öte beri alayım. İner çarşıya ve hindisini üç beş kuruşa satar.

I. Mahmut vaziyeti duyunca küplere biner. Tez bana Tıkandı Baba’yı getirin. Tıkandı Baba’yı böyle apar topar götürülünce korkar. I. Mahmut‘un karşısına çıkarırlar. Tıkandı Baba I. Mahmut‘u görünce tanır. I. Mahmut adamlarına emreder. Tez bir sandık ve bir kürek getirin. Tıklandı Baba’nın önüne sandık konur ve açılır. İçerisi çil çil altınlarla doludur. Tıkandı Baba’nın gözleri açılır. I. Mahmut, daldır, ne gelirse küreğine senindir. Tıkandı Baba heyecanla alır küreği, bir gayret daldırır altınların içine. Küreği kaldırdığında bütün altınlar dökülür. Heyecandan küreği ters tutmuştur.

I. Mahmut bu olayı görünce şaşırır, güler. O dilimize dahi deyim olarak geçmiş meşhur cümlesini söyler. Vermeyince Mabud, neylesin Sultan Mahmut.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız.
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.